Gece, Sis

 Gece vakti sisin içinde yürüyorum. Sokak lambalarının, tabelaların, araba farlarının ışıkları vuruyor sisin üzerine. Hele tabelaların kırmızı, mavi, sarı ışıkları vurduğunda rengarenk duman haline dönüşüyor. Büyülü bir alem gibi. Duvarlar, binalar sadece çok yaklaşınca görünüyor belli belirsiz. Hani kar yağıp caddeleri örttüğünde trafik gürültüsü kesilir ya. Araba lastiklerinin kar üstündeki tatlı sesi belli belirsiz duyulur. Bazen lastikleri zincirli bir araba geçtiğinde takır tukur sesi gelir, ama o bile lastiğin asfaltta çıkardığı sesin yanında güzel bir melodi gibi kalır. Kar nasıl örtüyorsa o çirkin sesleri, sis de öyle örtüyor sevimsiz görüntüleri. Şehrin binbir türlü ışığıyla renklenmiş bir duman karnavalı adeta. Sisin içinden bir anda belirip, yanımdan geçip tekrar sisin içinde kaybolup gidiyor insanlar. Hiçliğin içinden gelip yine hiçlikte kaybolur gibi. Anlık var oluşlar sanki. Ve ben insanların içinden çıktığı o sise doğru yürüyorum. Ben adım attıkça bir şey kendini saklıyor, her adımımda geri çekiliyor, bir türlü göstermiyor kendini. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar