ÇOCUKLUK


Evden çıktım dershaneye gitmek için, pırıl pırıl, içimi ısıtan ama yakmayan bir sabah güneşi. Baktım, bahçedeki ağacın altında çimin üstünde çömelmiş arkadaşım elinde bir dal parçasıyla toprağı eşeliyor. Böyle bir günde dershaneye gitmek zorunda olmak... O hapishane duvarı suratlı hocanın anlattığı sıkıcı derste, o beton dört duvarın arasında sıkıntıdan bunalmak... Şart mı anadolu lisesine girmem, gitmesem dershaneye bugün ne çıkar? Bu pırıl pırıl güneşli günde, ne oynamak, ne sokaklarda bağırıp çağırarak yaramazlık yapmak, bugün en güzeli bir dal parçası bulup güneşin altında toprağı eşelemek arkadaşımla birlikte. Ne olacak dershaneye gitmesem bugün, doktor, mühendis olmayıversem, çocukluğumdan çalınmış bu şahane güne değecek mi büyüyünce olacağım şey...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar