ÇENTİK

O askerdeki çocuk hiç aklımdan çıkmadı. Sürekli kendini lime lime ciletleyen çocuk. Kolları bileğinden itibaren çentik çentik cilet izleriyle dolu. Kollarını sıvadığında omzuna kadar çentikler olduğunu görmüştüm. Sanki şafak kaç onu sayıyor çentiklerle. Ama belli ki öyle değil işin aslı.

Hep gülümserdi bu çocuk. O hep yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemesiyle bu çocuğun kendi bedenine bu zararı nasıl verdiğini bir türlü anlayamazdım. Koğuşunda, bölüğünde, etrafında başka biriyle dalaştığını ne gördüm, ne duydum. Bir keresinde yanıma çağırmıştım, neden kendisini ciletlediğini öğrenmek için. Pek bir şey söylemedi, zaten çok konuşmuyordu, hep gülümsedi karşımda. Alaycı değildi ama, sanki “sen nereden bileceksin” der gibi gülümsedi.


Hiç kimseyle dalaşmayan, kavga etmeyen bu çocuğun kendi vücuduna verdiği zararın nedenini hep merak ettim. Sanki ruhundaki yaraları bedenine de çentik çentik işlemek istiyordu. Belki, bedeni de ruhu gibi nasırlaşsın istiyordu yara kabuklarıyla…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar